|
KAPİDÜLASYONLAR
KAPITÜLASYONLAR Yabancilara verilen her türlü imtiyzalar.
Eskiden "imtiyazat-i Ecnebiye" denirdi. Devletin
yabancilara tanidigi imtiyaz ve muafiyetlerdir. Kelime
bati dillerinde çesitli manalar ile ifade edilir.
Fransizca'da teslim olma, Italyanca'da yabancilara
taninan imtiyaz manalarinda kullanilir. Osmanli
Devleti'ndeki kapitülasyonlar Italyanca'daki "Capitulazione"
ile bütünüyle ifade edilir. Bir ülkedeki yabancilarin
statüsü demektir. Kapitülasyonlar çok eski zamanlarda
bile mevcuttu. Bir Hiristiyan devletin Müslüman halk
lehine veya iki islâm devletinin karsilikli olarak
tebâlari için veya bir Hiristiyan devletinin bir
Hiristiyan topluluguna kapitülasyon seklinde hak ve
imtiyazlar vermistir.
Kapitülasyonlar; adli, mali, idari ve dini kategorilere
ayrilir. Adlî imtiyaz, yabancilarin kendi
konsolosluklarinda yargilanmasi sonucu dogdu. Idari
imtiyazlar, karasulardaki yabanci gemilere suç olsa bile
girememek; yabancilari yurt disina çikaramamak
yükümlülügü getirmektedir. Kapitülasyonlar içinde en
önemlisi iktisadi ve ticari yükümlülükte olanidir.
Kapitülasyona sahip devletlerin tab'asi, bir çok vergi
ve resimden muaf tutulmustur. Dini olani ise din ve
mezheplere gösterilen hosgörüdür.
Devletin yabancilara tanidigi; karsilikli, karsiliksiz
ticarî, hukukî, siyasî ve dini imtiyazlar olarak umumi
tarifi yapilan Kapitülasyonlar; tarihte ve günümüzde
birçok devletler tarafindan verilmistir. Milletlerarasi
siyasi, askeri, dini ve iktisadi antlasmalar
birbirlerine imtiyaz verme hükmündedir. Serbest
bölgeler, limanlar, sehirler, serbest mübadele prensibi,
açik kapi siyaseti, Avrupa Iktisadi Isbirligi Teskilâti,
Ortak Pazar'in mahiyeti yabancilara imtiyaz yükümlülügü
tanir. Tarihteki, birçok savaslar, teskilâtlar ve
deyimler kapitülasyonlarin hükümlerindendir. Ondokuzuncu
yüzyildaki Çin ile Büyük Britanya (Ingiltere) arasindaki
"Afyon Savasi" emperyalizm kapitülasyonlarinin
mahiyetinin misalleridir.
Türklerde ve hususiyetle Osmanli Devletinde ilk
imtiyazin baslangici, Sultan Birinci Murad Hân
(1360-1386) zamanindadir. 1365'de, Dalmaçya kiyilarinda
fakir bir ülke olan Ragusa Cumhuriyeti'ne, besyüz duka
haraç karsiliginda verilen ticari imtiyazdir. Bizans
imparatorlarindan Justiniaus'un ülkesinde yasiyan
Ermenilere miras ve evlenme gibi mes'elelerini kendi
töre ve kanunlarina göre yapmalari imtiyazi vermesi;
Iran ve Osmanli Devleti'nin ülkesindeki Hiristiyan
devletleri konsoloslarina tanidiklari imtiyazlari,
karsilikli olarak kendi konsoloslarina da kararlastirip
taahhüt etmeleri, Bizans Imparatorlugu' nun Sultan
Yildirim Bayezid Han'a Istanbul'da bir Türk mahallesi
kurma ve bu mahallede oturan Türklerin davalarina bakmak
üzere, Türk kadisi ile din islerine bakacak müftü tayin
etme hakki tanimasi verilebilecek misallerdendir. Dogu
ticaretini devam ettirmesinin ancak Osmanlilarla iyi
münasebetler kurmakla mümkün olabilecegini bilen Ragusa
devleti, Osmanlilardan himaye istedi. Ragusa gemilerinin
dogu sularinda serbest dolasip, deniz ticaretinin
Osmanlilarca korunmasina karsilik, yillik 500 dukalik
haraç vereceklerdi. Bu antlasma bizde kapitülasyonlarin
baslangicini teskil eder. Bu ahidnâme 1408, 1411, 1445,
1451, 1453, 1481, 1512 olmak üzere yedi defa yenilendi.
Osmanli sultanlarindan Birinci Murad, Süleyman Çelebi ve
Musa Çelebi, Birinci Mehmed, Fatih Sultan Mehmed, Ikinci
Bayezid ve Birinci Selim Han zamanlarinda Avrupa
devletlerine kapitülasyonlar verildi. Zamanla
Venedikliler, Cenevizliler, Rumlar ve Ermeniler ile,
Fransa, Ingiltere, Hollanda devletlerine de imtiyazlar
yerildi. "Hümâyûnnâme" adi verilen bu imtiyazlar aslinda
birer ihsandir. Hiristiyanlik ve mezhepleri ile
Musevilerin Islâm ülkelerinde îslâmiyetin
faziletlerinden faydalanabilmeleri için verildi.
18 Subat 1536'da Kanunî Sultan Süleyman Hân'in Fransa
Krali Birinci François'e verdigi "Uhûd-i atika"
meshurdur. Kanuni'nin Osmanli Devleti'nin iktisadî,
siyasî, askerî ve sosyal bakimdan en güçlü oldugu
onaltinci yüzyilda; fakir, zayif, muhtaç ve kralini dahi
esaretten kurtardigi Fransa'ya imtiyaz vermesi ileriye
dönük ticari ve siyasi yatirimdir. Damat Ibrahim Pasa
ile Fransa Krali François'in elçisi Jean de La Forest
arasinda yapilan bu anlasmaya göre:
1- Fransiz ticaret gemileri Osmanli sularinda serbestçe
dolasacaklar, istedikleri limana girebileceklerdir.
2- Fransiz tacirlerinden diger yabanci tacirlere nazaran
daha az bir gümrük resmi alinacakti.
3- Osmanli ülkesinde yerlesmis olan Fransizlar din ve
mezheplerinde tam serbest olacaklardi.
4- Fransiz tacirleri arasindaki ticari ve hukuki
davalara, Türkiye'ye gönderilecek olan bir Fransiz
yargici bakacakti.
5- Fransiz tacirleriyle Türkler arasindaki davalara Türk
mahkemeleri bakacaklardi..Ancak, bu mahkemelerde bir
Fransiz tercüman bulunacakti.
6- Türkiye'de ölen bir tacirin mali, veya Türk sularinda
batan bir geminin mal ve esyasi Fransa'daki varislerine
verilecekti.
7- Türk tacirleri de Fransa kralina ait topraklarda ve
denizlerde bu haklardan faydalanacakti.
8- Bu imtiyazlar, ancak anlasmayi imzalayan
hükümdarlarin sag kaldiklari süre içinde geçerli
olacaklardi. Kapitülasyonlar 1569, 1579, 1580, 1614,
1673, 1740 yillarinda yenilenip, imtiyazlar genisletildi.
Daha baska ülkelere verildi.
Kanuni devri, Osmanli Devleti'nin her bakimdan en parlak
devridir. Bu devirde fütuhatlar çok gelisti, kültür ve
san'at en parlakzamani yasadi. Babasi Yavuz Sultan
Han'in doguya iki büyük seferi, hilâfetin Osmanlilara
geçmesi, Kanuni'yi batiya yöneltti. Kanu'nî'nin Osmanli
Devleti'ni cihan devleti haline getirmesi ve Avrupa'da
hakim kilmasi karsisinda Ispanya-Alman Krali Sarlkent
buna karsi çikiyor ye çareler ariyordu. Almanya
imparatoru ve Ispanya Krali Sarlkent Avrupa'nin büyük
bir kismini idaresi altinda bulunduruyordu. Dokuzuncu
asirdan beri Avrupa, Bizans hariç, bu çapta bir
Hiristiyan devleti görmemisti. Kristof Kolomb'un 1492 de
Ispanya namina Amerikayi kesf etmesi Ispanya'yi en güçlü
mevkiine çikartti. Avrupa ekonomisini kurtaran Amerikan
gümüsü Ispanya'nin inhisarinda idi. Amerika kitasinin
fethine basliyarak tabii kaynaklarindan istifade etmesi
ile daha da güçleniyordu. Bu gayri tabii büyüme, birçok
Avrupa devletini tehdid ediyordu. Fransa ve Ingiltere
kralliklari dehsetli bir tehdit altindaydi. Kanuni
Sultan Süleyman Hân'in en büyük hedefi bu devi yipratmak,
parçalamak ve ortadan kaldirmakti.
Bu devirde Luther, Papa'ya bas kaldirmisti. Sarl kent
Papa'yi destekliyordu. Luthercileri ezmege karar
vermisti. Avrupa'da mezhep kavgalari kitayi kana
boyuyordu. Lutherciler her tarafta çogalip,
yayiliyorlardi. Katolik ve Protestanlik arasindaki kanli
katliamlar gittikçe çogaliyordu. Reformist Luther bile
"Yâ Rabbim! Büyük Türkleri bir an önce basimiza getir ve
senin ilâhi adaletinden onlar sayesinde nasibimizi
alalim..." diye dua ediyordu.
6 Aralik 1525'de Fransa elçisi Kontlen Frangipani,
Kanuni Sultan Süleyman Han tarafindan kabul edildi.
Elçi, dogrudan dogruya Fransa Krali Birinci Fransuva'dan
degil, annesi Louise de Savoie'dan geliyordu. Zira
Birinci Fransuva, Imparator-Kral Sarlkent'in esiri
olarak Ispanya'da mahpustu. Annesi, Cihan Hakani'ndan
oglunun kurtarilmasini ve Fransa'nin Alman-Ispanyol
istilâsina maruz kalmasinin önlenmesini rica ediyordu.
Zira Avrupa'da Sarlkent'e karsi durabilecek ancak bir
Fransa kalmisti. Fransa seddi yikilinca, Sarlkent'in
Hiristiyan Avrupaya hakim olmasi, Osmanli Devleti için
bir tehdit arzediyordu.
Sarlkent Iran Sahi Tahmasb'a haber yollayarak Osmanli
Devleti'ne karsi ittifak kurmak istedigini bildirdi.
Kardinal Polo, Sarlkent'e söyle diyordu:.
"Eger Tanri, Büyük Türke, Iran Sahi Tahmasb'in sansinda
büyük bir düsman tahrik etmeseydi, Avrupa ve
Hiristiyanlik, çoktan mahvolurdu."
Kanuni'nin Fransa'ya verdigi ticari imtiyazlarla,
Fransa'da ticaret yoluyla Ispanya ve Venedik gibi
kazançlar sagliyordu; diger Avrupa devletlerinin yaninda
prestijini artiriyor, üstün bir mevkiye çikariyordu. 18
Subat 1536'da Fransa'ya bugünkü rayiçle 20 milyar TL.
gibi muazzam bir yardim yapildi. Böylece Fransa
Sarlkent'e karsi koyabilecek bir güce erisiyordu.
Osmanli devleti bununla da kalmadi. Donanma-i Hümâyûn
birçok kereler Fransa'nin yardimina gönderildi.
Kanuni'nin bu siyaseti ile Avrupa' da Osmanli
Devleti'nin hakimiyeti, nüfuzu ve dolâyisiyle Islâmiyet
yayiliyor ve Hiristiyan Avrupa birligi engelleniyordu.
Ortodokslar, nasil ki Istanbul' da Fatih'in hâkimiyetini
görmek istiyorlarsa; Protestanlar da Avrupa'da
Kanuni'nin hâkimiyetini, Osmanli adaletini görmek
istiyorlardi.
Zamanla Avrupa devletlerinin suistimalleri ve Osmanli
Devleti'nin zayiflamasi ile daha önce verilen
kapitülasyonlar, Osmanlinin aleyhine dönmege basladi.
Osmanli Devleti ondokuzuncu yüzyil boyunca
kapitülasyonlardan kurtulmanin çarelerini aradi. Fakat
dis borçlanmalar sebebiyle her seferinde bütün yabanci
devletleri karsisinda buldu. Bununla birlikte Birinci
Dünya Savasi'ndan az önce l Ekim 1914 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere 9 Eylül'de kapitülâsyonlari
kaldirdi. Fakat, savas sonunda ugranilan yenilgi üzerine
yapilan Sevr Antlasmasi ile yabancilara taninan haklar
arttirildi. Ancak, Istiklâl Savasi' ndan sonra, Türk
Milleti bagimsizligini elde edince, 24 Temmuz 1923 Lozan
Antlasmasi ile kapitülasyonlar kesin olarak kaldirildi
|